En Güzel Elbiseler Güncel Moda Portalı

“Moda tasarımcısı olma hayalleri ile yola çıkıp, on sekiz yaşında kendimi tiyatro sahnesinde buldum”

  • 30 Temmuz 2020
  • 39 kez görüntülendi.
“Moda tasarımcısı olma hayalleri ile yola çıkıp, on sekiz yaşında kendimi tiyatro sahnesinde buldum”

Gerek tiyatro sahnesinde gerekse ekranlarda hayat verdiği karakterle kendisini bize alıştıran fotoğrafını görünce sesinin kulaklarımıza dolduğu bir isim Neslihan Yeldan. Kendisiyle kariyeri ve iş dışındaki yaşamı hakkında sıcacık bir röportaj gerçekleştirdik.

Ortaoyuncular Topluluğu ile başlayarak sanata adanmış bir yaşam… Sanat yolculuğunuzu sizden dinleyebilir miyiz?

Moda tasarımcısı olma hayalleri ile yola çıkmış bir genç kızken, on sekiz yaşında kendimi tiyatro sahnesinde buldum ve bu yaşıma kadar da hiç inmedim. Ailemin beni, başka bir şehirde bizsiz yaşayamazsın, diyerek Ankara’ya göndermediği üniversitenin kapısını bile bilmiyorum, ama o dönüm noktası bana şimdiki kariyerimi getirdi. Ortaoyuncular, Kenter Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu, BKM, Craft Tiyatro, Talimhane, Zorlu PSM gibi farklı tiyatro prodüksiyonlarında farklı deneyimler yaşadım. Hepsi bana yeni beceriler, bilgiler kattı ve hala yoluma devam ediyorum. Beni karşılayacak her yeni projede hala bir öğrenci gibi heyecanlanıyorum.

Tiyatro, sinema, seslendirme sanatçılığı, dizi… Nedir başarınızın sırrı?

Başarılı olmaya çalışmak, ben oldum dememek, her yeni rolü bir mücadele olarak görmek, bu zevkli savaşı kazanma hırsı, öğrenci ruhunu kaybetmemek… Ben ustayım demek için belki yetmiş yaşını görmeliyim. Hala “master class” öğrencisiyim. Eğitim verdiğim halde öğrencilerimden de, on üç yaşındaki oğlumdan da öğrenmeye devam ediyorum.

Bir Demet Tiyatro’da canlandırdığınız Füreya karakteriyle hayatımıza girdiniz. Şimdi de Sen Çal Kapımı dizisinde canlandırdığınız Aydan Bolat karakteri ile bizlerlesiniz… Nasıl gidiyor çekimler?

Yepyeni… Hiçbirini tanımadığım oyuncularla, daha önce çalışmadığım insanlarla aynı setteyim. Şu an kimlerle aynı dili konuşuyorum, nasıl bir sinerji üreteceğiz, ortak oluşturduğumuz enerji seyirciye ulaşabilecek mi derdindeyim çünkü önceliğimiz seyircinin beğenmesi, alkışlaması. Ben bu cevapları yazarken iki bölüm yayınlanmış, güzel reyting almış ve beğenilmişti. Böyle devam edebilmesi, kariyerimin şu aşamasındaki ilk hedefim.

Yeni nesil oyuncuları nasıl değerlendiriyorsunuz? Beğendiğiniz oyuncular kimler?

Maalesef çoğunu tanımıyorum tanışabilmek için çalışmam gerekiyor. Çünkü mesleki deformasyon olarak pek dizi izlediğimi söyleyemem. Hemen her diziden haberim var. Başarılı oyuncular zaten öne çıkıyor, onları kaçırmama imkanım yok, ancak prensip olarak isim vermek de istemem.

Biraz da tiyatroya değinecek olursak… Özellikle pandemi sürecinde perdeler kapandı. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu süreci?

Hayatımda tiyatro yapmadığım en uzun dönem ve çok özledim. Tekrar sahneye çıkabilmeyi dört gözle bekliyorum, ama görünen o ki 2021’den önce bunu başarmamız mümkün değil gibi. Ben de doğaçlama skeçlerin olduğu bir YouTube kanalı kurdum. Karantina dönemini farklı oyuncularla beraber oluşturduğumuz, senaryo-yönetmen-teknik ekip olmayan “Zamansız Diyaloglar” isimli kanalımda emprovize tiyatro yapıyoruz diyebilirim. Mesleğime olan özlemimi belki biraz olsun gidermek, evden çıkamayan insanları da azıcık gülümsetme amacındaydım.

Dünya olarak zor zamanlardan geçiyoruz. Karantina sürecinde siz neler yaptınız? Bu süreç sizlere neler kattı?

Başımıza gelenler hala bilimkurgu filmi gibi hissettiriyor bana. Rutinimiz değişti, hayatımıza maske ve gereğinden fazla hijyen girdi. İnsanlar ekonomik açıdan sarsıldı. Aile üyeleri birbirlerini daha iyi tanıdı. Bazılarımız bir lokma ekmeğin, birine sarılmanın, bir kahve içmenin önemini daha iyi anladılar. Üretmek ve yaratmak doğamın bir parçası. Ve ben aynı şekilde bilgiyi ulaştırmak, paylaşmak, insanları aydınlatmak gibi bir misyon edindim kendime. Bunun için de kendi alanında uzman insanlarla canlı yayınlar yaptım. Hem bana hem de seyredenlere iyi geldiğini düşünüyorum.

Annelik desek…

Hayatımın en büyük bölümü derim. Oğlum Aslan, on üç yaşında. Doğduğundan beri bakıcısı olmadı ve son birkaç yıldır baba da bizimle değil. Annelik ilmek ilmek işlemeye çalıştığım, düzgün bir insan yetiştirmeye uğraştığım bir alan. Hemen her evresi hem çok zevkli hem de çok zor. Özellikle bekar anne olarak iki kat daha zor. Ama çıkan sonuç fena değil gibi; çok okuyan, terbiyeli, hümanist, özgür ruhlu bir oğlum var. Hayattaki ilk önceliğim her zaman o, onun mutluluğu ve sağlığı…

Güzelliğinizle de çok konuşuluyorsunuz. Güzellik sırlarınızı bizimle paylaşır mısınız?

Konuşuluyor muyum? Ben hiç duymadım (gülüyor). Bu bir iltifat olmalı, çünkü insanların genelde benim hakkımda konuştukları oynadığım rollerdeki performanslar, teşekkür ederim. Hayatımı ben nasıl da güzel bir kadınım diye geçirmiyorum. Sigara ve içki ile aram yok. Çok su içerim, cilt bakımına özen gösteririm, kozmetik ve parfüme düşkünlüğüm var; bir de modayı takip etmesem de kıyafet almayı seviyorum. Sanırım buna ben para kazanmaya başlayana kadar annemin istediğim kıyafetleri almak için beni aylarca yalvartması sebep oldu.

Kendinizi üç kelime ile tarif edecek olsanız nasıl tarif ederdiniz?

İnsanın kendini tarif etmesi zor. Güzel üç kelime kullansam egolu olduğum düşünülebilir. Tam tersini yapsam sorunluyum zannederler. Ortada bir yerde buluşalım; hassas, iyi kalpli, empati yapabilen biriyimdir.

Peki aşk, hayatınızın neresinde?

Karşı cinse duyulan aşktan bahsediyorsanız hiçbir yerinde. Hayata karşı duyulan yaşama arzusu ise her yerinde. İkisinin paralel gitmesi çok zevkli olurdu.

Ankara desek… Size nasıl duygular ifade ediyor?

Annem ve babam okumaya hak kazandığım üniversiteye beni gönderselerdi hayatımın bir bölümü Ankara’da geçecekti. Ama ne zaman turneye gitsem, Ankara seyircisinin karşısına çıkmak her zaman sözlüye kaldırılan öğrenciymişim gibi hissettiriyor. Bir de Ankara simidinin gönlümde yeri başkadır.

FOTOĞRAFLAR: ECE OĞULTÜRK RÖPORTAJ: DİLARA YURTSEVEN

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ